Ankara adinin nereden geldigi ile ilgili iki yazili kaynak ve bir takim efsaneler vardir. Bizansli tarihçi Pausanias'a göre, Frigya'nin ünlü krali Gordios'un oglu Midas'a bir gece rüyasinda ilahi bir ses bir gemi çapasi aramasini ve buldugunda da bir kent kurmasini emreder. Bu çapa Ankara Kalesi'nin oldugu tepelerde bulunur. Bunun üzerine Midas buraya gemi çapasi anlamina gelen "Anker" adini vererek kenti kurar.
Bizansli Stephanos Byzantios'in coğrafya sözlügünde, Misirli rahip ve bilgin Apollonius'un verdigi bilgiye göre, Galatlar bölgeye gelir gelmez Pontus Krali Mitridates Ariyabarzanes ile birlikte Misirlilar ile savasip onlari denize kadar sürmüslerdir. Kazanilan zafere karsilik Galatlara kent kurmak için yer verildigi ve kurulan kente zaferin sembolü olarak gemi çapasi anlamina gelen Yunanca Anküra, Lâtince Ancyra (Ankira) adi verilmistir.
Kentin Selçuklulardan sonraki adi olan Engürü'nün ise, kentin çevresinde yetisen üzümlerden dolayi Farsça üzüm anlamindaki engür'den geldigi belirtilir. 12. yüzyilda Türkmenlerin gelmesiyle batili kaynaklarda Angora diye bilinir. 17. yüzyıldan itibaren Osmanli Devleti'nde Ankara olarak geçerse de yerli halk Angara derdi. Günümüzde bu isim degisiklikleri Ankara ile son bulmustur.
Ankara'nin tarihte aldigi diger isimler ise, Ankyra, Ancyre, Ankerium, Ankura, Ankariya, Ang(k)ur, Ancora, Arikas, Engura, Engüriye, Angorah gibi olup ses düzeni olarak birbirlerine oldukça yakin isimlerdir, islam tarihçileri ise îmariye, tmadiye, Amudiye ve Beldeti Selasil olarak bahsetmislerdir. Son bir not olarak da, Hitit çivi yazili kaynaklarinda geçen Ankuva'nin yanlislikla bir dönem Ankara olabilecegi ileri sürülmüstür.