Bize mesaj atmak isterseniz... Müdür,Müdür Yardımcılarımız ve idari Personelimiz... Okulumuzda hizmet veren alan ve dallarımız... Okulumuzun misyonu ve vizyonu... Ziyaretçi Defterimize istek ve Önerilerinizi yazmak isterseniz..
 
 
 

Bize Ulasin

 
 
 
Sitemizi
01.01.2005 tarihinden itibaren
- -
kişi ziyaret etmiştir.
 

Bu site Bilgisayar Bölümü tarafından hazırlanmıştır.

©2006 Tüm Hakları
Cebeci Anadolu Meslek
Kız Meslek Lisesine
aittir.

 
 
ERGEN OLMAK NE DEMEK?


Yalçın Özdemir*

               Ergenlik, kişinin ne bir çocuk ne de bir yetişkin olduğu, henüz kendi toplumsal sorumluluklarına sahip olmadığı, ama rolleri keşfedebileceği, deneyebileceği bir ara evre olarak tanımlanabilir.
Çok eskiden beri gençliğin büyük bocalamalar ve fırtınalarla dolu olduğu düşünülmüştür. Plato gençliği “ruhsal sarhoşluk” olarak tanımlamış. Aristo gençleri vurdumduymaz olarak ele almıştır. Bu dönemin büyük karışıklıklar ve fırtınalar dönemi olduğunu ilk vurgulayan Stenley Hall olmuştur. Peki gerçekten,

Ergenlik yılları fırtına ve stres yılları mı?


Ergenlik korkulacak bir dönem mi?

Ergenlik akla bunalımlar, kötülüklere yönelme mi getiriyor?

               Ergenler arasında uyuşturucu kullanımının artması, karıştıkları trafik kazalarının sık sık gündeme gelmesi, erken yaşanan cinsel ilişkiler ve ergen hamilelikleri bu dönemi bunalım dönemi olarak algılamamıza yeterli mi?
Bir başka önemli soru da yukarıda saydığımız sorunları her ergen yaşıyor mu? Bunda çevrenin etkisi ne kadardır?
               Bu dönemdeki değişimler, fiziksel değişikler, kimlik gelişimi, cinsel gelişim, sosyal gelişim, meslek seçimi gibi dikkate alındığında bu dönem kargaşa ve bunalım dönemi olarak adlandırılabilir. Ancak bu gelişim görevlerini ergenlerin mutlaka fırtına ve stres dönemi olarak yaşayacaklarına karşı çıkan görüşler de var. Bunu günlük hayatımızda da gözlemleyebiliriz. Her ergen bu dönemi farklı yaşamaktadır. Bazıları daha az “sorunlu” bazıları da daha “sorunlu” yaşamaktadırlar. Bunda çevrenin etkisi çok büyüktür. Onlar çevresinde gördüklerini model alıyor olabilirler ve o davranışları gösterebilirler. Çevresinde saldırgan davranışlar görüyorsa ergen de saldırgan davranışlar gösterebilir. Burada diğer bir önemli nokta da genelde toplumun özelde ergenin ailesinin ergenlikteki değişimlere (örneğin cinsel gelişim ve davranışlar) nasıl baktığı çok önemli olabilir. Baskıcı, yasaklayıcı, gizliliğin önemli olduğu veya çok serbestliğin, sorumluluk bilincinin verilmedi ortamlarda ergenler bu dönemi sorunlu yaşayabilirler. Bu görüşlerin dışında ergenlikteki bunalım halini dürtülere karşı bir savunmanın sonucu olduğu görüşünü ileri süren yaklaşımlar da vardır. Buna karşıt görüş olarak ta bunalımın dürtülere karşı bir savunma sonucu ortaya çıkan bir durum olarak açıklanamayacağı, daha çok bir uyum sağlama evresi, başarılı başarısız denemeler içeren bir denemeler evresi olarak ta görülmekte ergenlik.

               Ergenlik dönemindeki stresi modern toplumlardaki rollerin ve sorumlulukların parçalanmasına bağlayan görüşler de vardır. Onlara göre modern toplumlarda yaşam bölmelere ayrılmıştır, insanlar yaşa dayalı kuşaklara ayrılmıştır ve dolayısıyla özelleştirilen rollerle kuşaklar birinden uzaklaşmış ve yabancılaşmıştır. Bu toplumlarda her bölmeden diğerine geçiş bir stres yaratır. Onlar toplumun rollere, statülere ve mekanlara göre daha az bölünerek ergenlikteki bunalımın azaltılabileceğini savunmaktadırlar.

               Ergenliği ergenlerin kendilerinin nasıl algıladığı ile ilgili yapılan çalışmalarda cinsiyetler arası farklar bulunmakla birlikte, erkeklerin genelde ergenlik dönemini olumlu algıladıkları görülmektedir. Bir çalışmada erkek ergenlerin yarıdan fazlası (%53) ergenlik karşısındaki ilk tepkileri “Büyüdüğümü, erkek olduğumu, olgunlaştığımı hissettim”, “Hayata bakış açım ve amacım değişti”, “Cinsel yönden üstünlük kazandığımı hissettim”, “Kendimi daha güçlü buldum”, “Heyecanlandım”, “Sevindim”, “Cinsel arzu hissettim” şeklinde olmuştur. Toplam 175 erkeğin sadece % 9.7’sinin tepkisi “sinirli hissetme”, “sıklıma, utanma”, “heyecan ve korku hissetme” gibi olumsuz duygular yaşadığı bulunmuştur.

               Oysa kızların sadece %17.7’sinin tepkisi “Sevindim,mutluluk hissettim” olumlu olmuş iken %48.%’nin “utandım, koktum, ağladım, endişelendim”, “Sinirli huzursuzluk hissettim” gibi olumsuz duygular olmuştur.

               Bu duygular ergenliğe girişte hissedilen duygular olmasına karşın, aslında bu kişilerin ergenlik dönemini nasıl yaşayacağı ile ilgili ipuçları da verebilir. Buradaki cinsiyet açısından farklılık ta toplumsal ve kültürel değerlerin ergenliğe bakışının onların bu dönemi nasıl yaşayacaklarını etkilediğine iyi bir örnek olabilir diye düşünüyorum.

               Ergenlik döneminin güç geçmesinin nedenlerinden biri de ergenin kendini bulma ve kendi olma savaşı verirken bu dönemde birçok seçim yapmayla karşı karşıya kalmasıdır. Bu seçimler; meslek seçme, arkadaş seçme, karşı cinsten arkadaş seçme gibi durumlardır. Kendisini tanıma sürecinde ergenin bu seçimler karşısında sorun yaşaması normal olarak görülebilir.

               Ergen artık ilköğretim yıllarının çocuksuluğundan çıkmış, kendini daha olgun, daha güçlü hissetmektedir. Hatta bu güçlerini de zaman zaman sınamaya çalışabilirler. Aslında bu dönemde ergenler ne tam yetişkin ne de çocukturlar. Bu dönemde aileden bağımsızlaşma, uzaklaşma da görülür. Aslında bu durum da onlarda bir kaygı ve korku yaratabilir. Artık anasının kuzusu olmak istememektedir. Arkadaşları ona yeni kimlik bulma sürecinde daha çok yardımcı olacaktır.

               Sonuç olarak, ergen yukarıdan beri bahsettiğimiz arayışların tümünü hızlı biçimde yaşamakta, kendisindeki değişimi anlamlandırmakta güçlük çekmektedir. Bu nedenle bu dönemi bunalım dönemi değil de, gelişim dönemi olarak adlandırmak daha doğru gözükmektedir.

* Cebeci Anadolu Meslek ve Kız Meslek Lisesi Psikolojik Danışmanı

 
 

 

 
 
Bilişim Teknolojileri Alanı