Yalçın Özdemir*
Kardeşim sen düşünceden ibaretsin
Geriye kalan et ve kemiksin
Gül düşünürsün , gülüstan olursun
Diken düşünürsün dikenlik olursun
MEVLANA
Daha iyi, daha nitelikli bir yaşam hemen her insanın peşinde olduğu bir amaçtır. Psikoloji alanında çalışan bilim adamları daha iyi, daha nitelikli bir yaşam için insanlara olumlu bir bakış açısını, pozitif düşünmeyi önermektedirler. 1990’ların ortalarından bu yana gelişmekte olan yeni bir yaklaşımın ürünüdür bu öneri. "Olumlu psikoloji" denilen yeni yaklaşımın öncüleri, daha "olumlu" bir bakış açısının, olumsuz durumlarla daha kolay başetmeyi sağlayacağını, sonuç olarak insanların daha mutlu, daha üretken bir yaşam sürdürebileceğini düşünüyorlar. Bu nedenle, psikolojinin bu "unutulmuş" yönüyle ilgili çalışmalar giderek hız kazanmaktadır. Çok sayıda bilim adamı, 1990’ların ortalarında olumlu psikoloji yaklaşımını yaygınlaştırma yönünde çalışmalara başlamışlardır (Seligman ve Csikszentmihalyi, 2000). Ancak pozitif psikoloji o dönem için yeni bir fikir değildi. Allport (1961) ve Maslow (1971) gibi bilim adamları 1960-70’lerde pozitif psikolojiyle ilgilenmişler fakat onlar fikirlerini deneysel araştırmalarla desteklemekte başarısız olmuşlardır (Seligman ve Csikszentmihalyi, 2000).
Olumlu Psikoloji Nedir?
Psikoloji ve psikiyatri alanındaki çalışmaların geçmişine baktığımızda, bunların başlangıçta ABD’de daha yoğun olarak yapıldığını görüyoruz. Ancak, bu bilim dallarının hızla gelişme gösterdiği kinci Dünya Savaşı öncesinde araştırmalarda ağırlığın hangi konulara verildiğine bakınca karşımıza ilginç bir tablo çıkıyor. Bu dönemde, daha çok ağır ruhsal bozukluklar üzerinde çalışıldığı görülüyor. Bu çalışmalara bağlı olarak 14 temel ruhsal bozukluk artık daha iyi tanınmaktadır. Bu çalışmaların insan sağlığına katkısı çok büyük, ancak normal davranışlar üzerinde yapılan çalışmaların sayısı da oldukça sınırlıdır. Örneğin, son 100 yılda bilimsel dergilerde yayımlanan öfkeyle ilgili makalelerin sayısı 8166 iken, affedicilikle ilgili olanların sayısı 416’dır. Olumlu psikoloji yaklaşımını benimseyen psikologlar, yaşamı "yaşamaya değer kılmaya" ilişkin yeterince bilgi sahibi olmadığımızı düşünmektedirler. Onlar, çok daha iyi koşullar altında normal insanların nasıl gelişim göstereceklerine ilişkin bilginin yetersiz olduğu düşüncesiyle harekete geçmişlerdir. İkinci Dünya Savaşı’ndan beri de psikologlar ve psikiyatristler, enerjilerini daha çok hastalıkların tedavi edilmesine yönelik çalışmalara ayırmışlardır. Uzunca bir süre bilim adamlarının daha çok hastalık ve bozukluklar üzerinde çalışması, bireylerin kendini gerçekleştirmesi ve toplumların daha iyiye gidebilmesi konularının gözardı edilmesine neden olmuştur. Olumlu psikolojinin hedefi, psikolojinin bir bilim dalı olarak yalnızca bozuklukları düzeltmekle ilgilenmeyip olumlu niteliklerin yapılandırılmasına yönelmesini de sağlamaktır (Seligman ve Csikszentmihalyi, 2000).
Olumlu psikolojinin kapsamına giren konular farklı gruplar altında toplanmaktadır. Bunlardan ilki, öznel deneyimlerin değerlendirilmesiyle ilgili konular olan huzur, tatmin, memnuniyet, umut, iyimserlik, pozitif düşünme ve mutluluğu kapsamaktadır. Bunlardan başka, bireysel ve toplumsal düzeye ilişkin konular vardır. Bireysel düzeyde, insanların olumlu özellikleri incelenmektedir. Bunlar sevme yeteneği, cesaret, bireyler arası ilişkiler, estetik duyarlılık, azim, affedicilik, özgünlük, ileri görüşlülük, manevilik, doğal yetenek ve akıllık gibi konulardır. Toplumsal düzeye ilişkin konularsa, yurttaşlık erdemleri ile ilgilidir: sorumluluk, bakım, başkalarını düşünme, nezaket, ılımlılık, hoşgörü ve iş ahlakı. Koruyucu yaklaşımlar üzerinde çalışan psikologlar, olumlu psikolojinin inceleme alanına giren bunlar gibi konuların bir kısmının aslında ruhsal bozukluklara karşı koruyucu görevi görebilecek güç ya da beceriler olduğunu belirtmektedirler. Olumlu psikolojinin önümüzdeki hedefi, insanın güçlerini anlamak ve genç insanların bu güçlerinin nasıl geliştirilebileceğini bulmak olarak belirtilmektedir (Buss, 2000).
Son yıllarda psikoloji alanında çalışan bilim adamları arasında, insanların olumlu özellikleriyle ilgilenenlerin sayısı giderek artmaktadır. Psikolojinin ilgilendiği bu olumlu özelliklerden biri de pozitif düşünme ve mutluluktur. Bazı insanların zor durumlarda ve zor zamanlarda mutlu olabilme kapasiteleri oldukça şaşırtıcıdır. Çevremizde dünyayı daha renkli gören, küçük şeylerden mutluluk çıkarmasını bilen, anı yaşamasını bilen mutlu olmaya eğilimli kişiler görürüz. Benzer şekilde, yine çevremizde en iyi durumlarda bile kronik olarak mutsuz olan, dünyayı sadece siyah beyaz renklerle gören, sürekli şikayet eden, hep olumsuz şeylere odaklanan ve yaşamdan zevk almakta zorlanan kişiler de görürüz. Galiba bu gruplar arasındaki ayrımı iyimserlik ve kötümserlik arasındaki ayrımla yani pozitif düşünme ile açıklayabiliriz.
|